İstasyon adı: Cernek
Koordinatlar: 41º 36' N 36º 05' E
Kurum: Ondokuz Mayıs Üniversitesi Biyoloji Bölümü
Habitat: Kızılırmak Deltası, 1182 km’lik uzunluğu ve 78 000 km2’lik havzaya sahip Kızılırmak’ın denize döküldüğü yerde oluşmuş Türkiye’nin Karadeniz kıyılarındaki en büyük sulak alanıdır. Alan Önemli Kuş Alanı olup aynı zamanda Ramsar statüsüne sahiptir.
Halkalama çalışması deltanın doğu bölümünde yer alan Cernek Gölü kıyısında yapılmaktadır. Göl kenarında saz (Phragmites), hasırotu (Typha), gogo (Juncus) ve scirpus bitkileri hakim olup kumullarda yer yer çalılıklar ve küçük ağaçlıklardan oluşan maki benzeri bitki örtüsüne rastlanır. Burada ağırlıklı olarak akasya, kuşburnu, böğürtlen ve defne bitkileri bulunmaktadır. Nesli tehlike altında olan kum zambağı da yine çalışma alanında yer alan bitkilerdendir.
Kuruluş tarihi: Mart 2002

İstasyon sorumlusu: Dr. Sancar Barış, Arzu Gürsoy, Kiraz Erciyas, A. Cemal Özsemir
İletişim adresi: sancarbaris@omu.edu.tr, agursoy@omu.edu.tr, erciyaskiraz@yahoo.com, balabancemal@yahoo.com

Cernek istasyonu ile ilgili KAD'ın İbibik dergisinde çıkan yazıyı okumak için tıklaynız>>>

 

 

 

CERNEK KUŞ HALKALAMA İSTASYONU

Arzu Gürsoy, Kiraz Erciyas, A. Cemal Özsemir

Kuşlar, yaygın olmaları, kolay izlenebilmeleri ve her türlü ekosistemde bulunabilmeleri nedeniyle en yoğun araştırılan canlı grubudur. Kuş göçü de üzerinde en çok araştırma yapılan konulardan biridir. Bu amaçla kullanılan yöntemler ve elde edilen bilgiler hem önemli bilimsel veri sağlar, hem de nitelikli gözlemciler ve araştırmacıların yetiştirilmesi için uygun ortamlar oluşturur. Kuş halkalama, kuşların yaşamları ile ilgili bir çok bilinmezi ortaya çıkarmak üzere tüm dünyada kullanılan yaygın bir yöntemdir. Diğer bir çok bilimsel araştırmada olduğu gibi halkalama ve göç oryantasyon çalışmaları da uzun vadeli, çok yıllık olarak planlanmalıdır ve elde edilen verilerin işlenmesi için ekip çalışması gerekmektedir.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde halkalama çalışmaları, 2001 yılında SEEN (Güney Doğu Avrupa Kuş Göç Ağı) ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'nin desteği ile başladı. Halen Ulusal Halkalama Programı'na üye olan ve Cernek İstasyonu olarak adlandırılan göç araştırma kampı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (O.M.Ü.) tarafından yürütülmektedir.

İdeal bir alan: Kızılırmak Deltası

Uzun vadeye yayılarak yapılan bu çalışmalarda, çalışılacak alan da oldukça önemlidir. Habitat ve barındırdığı kuş türü çeşitliliği açısından uluslararası önemde bir sulak alan olan Kızılırmak Deltası, çalışma alanı olarak belirlendi. Kızılırmak Deltası olarak adlandırılan bölge, Samsun ilinde Kızılırmak'ın denize döküldüğü yerde, Ondokuz Mayıs, Bafra ve Alaçam ilçeleri sınırlarında kalan kısmıdır. Alan yaklaşık 56.000 ha. büyüklüğündedir. Deltanın her iki yakasında, deniz kıyısına paralel olarak uzanan sulak alanlar vardır; bunlardan doğuda olanı “Bafra Balık Gölleri” adı ile anılmaktadır. Doğu yakasında, açık su alanı ve bataklık arazi yaklaşık 10.000 ha. kadardır. Delta alanı içerisinde tarım alanları önemli bir yer tutmaktadır. Bölgede halen hububat, karpuz, çeltik, sebze ve şeker pancarı en önemli gelir kaynaklarını oluşturmaktadır. Tarım alanları dışında sulak alan ve çevresi çok çeşitli yaşama ortamları içermektedir. Bunlar arasında tatlı ve hafif tuzlu göller, çorak adalar, kuru ve subasar çayırlar, sazlıklar, çamur düzlükleri ve kumul şeridi sayılabilir.

Kızılırmak Deltası, Türkiye'nin Karadeniz kıyılarındaki doğal özelliklerini kısmen koruyabilmiş en büyük sulak alandır. Ramsar ve ÖKA statüsüne sahip olan bu alanda yaklaşık 150 kuş türünün ürediği saptanmıştır. Biz, O.M.Ü Kuş Gözlem Kulübü olarak işte böyle bir alanda, Doğanca Beldesi Balıkçılık Kooperatifi'ne ait Cernek Gölü kıyısındaki binada halkalama çalışmalarına başladık. Gdánsk Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Jaroslaw Nowakowsky'den bir halkalama istasyonunun yönetilmesi ve göç araştırma yöntemleri konusunda eğitim aldık. Kendisinin uzun yıllara dayanan tecrübesi eşliğinde ağların kurulacağı alanlar belirlendi ve bu alanlar ağların kurulabilmesi için hazırlandı. Bitki örtüsü olarak çalı katının hakim olduğu alanda defne ve akasyanın yanı sıra kuşburnu ve böğürtlen gibi bitkiler de ağırlıktaydı. 20 Mart'ta başlayan çalışmada Kuş Araştırmaları Derneği tarafından Ulusal Halkalama Programı çerçevesinde sağlanan Türkiye rumuzlu halkalar kullanıldı ve ilk halkalanan kuş da bir Kızılgerdan ( Erithacus rubecula ) oldu. Bu dönemde Sarı Kuyruksallayan ( Motacilla flava , 261), Söğüt Bülbülü ( Phylloscopus trochillus , 207), Kızılgerdan (175), Çıvgın ( Phylloscopus collybita , 170), Kırlangıç ( Hirundo rustica , 66), Öter Ardıç ( Turdus philomelos , 39), Kara Sinekkapan ( Ficedula hypoleuca , 36), Maskeli Ötleğen ( Sylvia melanocephala , 32), Karatavuk ( Turdus merula , 25) ve Karabaşlı Ötleğen ( Sylvia atricapilla , 20) en çok yakalanan türler oldu. Bu çalışmada ayrıca Yalıçapkını ( Alcedo atthis) , Boyunçeviren ( Jynx torquilla) , İbibik ( Upupa epops) , Atmaca ( Accipiter nisus) , Bıldırcın ( Coturnix coturnix) , Delice Doğan ( Falco subbuteo) ve İshakkuşu da ( Otus scops) halkalandı. Bu dönemde bir günde en fazla kuş 165 birey ile Nisan ayı içerisinde yakalanırken toplam olarak 46 farklı türden 1197 birey halkalandı. İlkbahar dönemi çalışmalarını elde olmayan sebeplerden dolayı 27 Nisan 2002'te oldukça erken sona erdirdik. Merakla, daha çok da öğrenmeyle geçen bir kamp dönemi sona ermiş ve elde edilen tecrübeyle yeni dönem heyecanla beklenmeye başlamıştı.

Süper bir sonbahar

Sonbahar kampı 10 Ağustos 2002'de başladı. Ekip artık daha tecrübeliydi; ağları kuracağımız yerlere kendimiz karar verebiliyor ve uygun alanları seçerek ağları gerebiliyorduk. Kısa zamanda ağlar hazırlanarak kamp çalışma düzenine geçti. Dr. Jaroslaw Nowakovsky'nin katılımıyla sonbahar dönemi halkalama çalışmalarına başladık. Sonbahar kampı, biz halkacılar için tam bir sürpriz oldu. Uzun soluklu olan bu çalışmada 8874 kuş halkalandı ve tür sayımız 73 oldu. Boz Ötleğen ( Sylvia borin) 1.396 birey ile en çok yakalanan tür olurken onu 1382 birey ile Karabaşlı Ötleğen izledi. Söğüt Bülbülü (1069), Kızılkuyruk (877), Benekli Sinekkapan ( Muscicapa striata, 749), Çıvgın ( 581), Kızılgerdan (489), Akgerdanlı Ötleğen ( Sylvia communis, 276) ve Küçük Sinekkapan ( Ficedula parva, 261) en fazla yakalanan on tür içerisindeydi. Bunlardan başka Kındıra Kamışcını ( Acrocephalus schoeobaenus, 12), Kirazkuşu ( Emberiza hortulana, 16), Ağaç İncirkuşu ( Anthus trivialis, 2), Kuyrukkakan ( Oenanthe oenanthe, 10), Sarı Asma ( Oriolus oriolus, 9), Boğmaklı Ardıç ( Turdus torquatus, 3), Maskeli Örümcekkuşu ( Lanius nubicus, 1), Ala Sığırcık ( Sturnus roseus, 1), Sarı Kirazkuşu ( Emberiza citrinella, 1) ve Sarı Mukallit ( Hippolais icterina, 3) yakalanan diğer türler oldu. Çobanaldatan ( Caprimulgus europaeus, 10), Guguk ( Cuculus canorus, 4), Alaca Ağaçkakan ( Dendrocopus syriacus, 1), Kulaklı Orman Baykuşu ( Asio otus, 1), Arıkuşu ( Merops apiaster, 12) ise ötücü olmayan türlerimizdi. Ötücü olmayan türler arasında Yalıçapkını 126 birey ile en fazla yakalanan tür oldu. Sonbahar göçü sırasında günlük yakalama kapasitemiz iki kez 300, altı kere de 200 kuşun üzerine çıktı. Yine bu çalışma esnasında Kuzey Çıvgını'nın ( Phylloscopus borealis ) Türkiye'den ilk kaydı ekibimiz tarafından verildi. Sonbahar döneminde 10 Eylül 2002'den itibaren halkalama çalışmaları üç yeni Türk halkacı ile devam etti ve 29 Ekim 2002'de kamp sona erdi. Yoğun bir göç dönemini geride bırakarak bir sonraki göçe kadar Cernek İstasyonu'na veda ettik.

Yeni sezon

Zaman su gibi aktı ve geldi yeni bir arazi dönemi. 2002 yılı içerisinde ilkbahar ve sonbahar göçü olmak üzere iki halkalama sezonu geçirmiştik. İki dönemin tecrübesini 2003 İlkbahar kampında gösterme zamanı gelmişti. Yeni göç döneminde halkalama çalışmalarına 17 Mart'ta başlayıp 1 Haziran 2003 günü bitirdik. Yine zorlu bir maraton oldu. Bu süre içerisinde 55 türden 1758 kuş halkalayıp 650'den fazla yön bulma deneyi yaptık. En fazla yakalan türler sırasıyla Söğüt Bülbülü (247), Çıvgın (185), Karabaşlı Ötleğen (185), Kızılgerdan (169), Boz Ötleğen (119), İspinoz ( Fringilla coelebs, 85) ve Küçük Akgerdanlı Ötleğen ( Sylvia curruca, 71) oldu. Cernek'te bu dönemde Akgözlü Ötleğen ( Sylvia hortensis) ise ilk kez halkalandı.

İlkbahar çalışmamızda Maskeli Ötleğen (5), Kamış Bülbülü ( Cettia cetti , 9), Kızılgerdan (1), Karatavuk (5), İbibik (2) ve Kızılsırtlı Örümcekkuşu ( Lanius collurio , 2) olmak üzere geçen iki sezonda Cernek'te halkalanmış 24 kuş tekrar yakalandı.

Kamp dönemlerinde pek çok aksaklıkla karşılaştık ve neredeyse hepsini zamanla edinilen tecrübelerle çözdük ama hala bir problemin altından kalkamadık: Mandalar… Deltanın ilkbahardaki tek ziyaretçileri kuşlar olmayıp mandalar da alanın ilkbahar ziyaretçileri arasında yer almakta. Mandalar, çalışmalarımızın temel materyali olan ağlarda ciddi hasarlar oluşturdular.

Halkalama çalışmaları sırasında ara sıra da olsa kuş gözlemeyi ihmal etmedik. Mart'ın son günlerine kadar Dikkuyrukları Cernek Gölü'nde gözlemleme fırsatımız oldu. Nisan ayı ortalarından itibaren de Arışahini ve Kara Çaylak göçünü izlemek ayrı bir keyifti. 300'ün üzerinde Arışahini ve Kara Çaylak'ın olduğu sürüler termalleri yakalayarak üzerimizden süzüldüler. Bir Balık Kartalı'nın tüm haşmetiyle uçarken gölden ani bir hamleyle avını yakalaması pek de unutulacak bir sahne değildi. Arılar vızıldayarak uçuşurken, işte tam bu zamanlarda çarpıcı renkleriyle arıkuşları pırıl pırıl gökyüzünde bizleri selamlayarak göçlerine devam ettiler.

Kamp katılımcıları olarak önemli bir saha araştırması tekniğinin uygulanmasında görev almamızın yanında, üzerinde çeşitli çalışmalar yapılabilecek miktarda veri üretilmesine de katkıda bulunduk. Ayrıca kamp hayatının farklı mevsimlerde getirdiği değişik problemlerle baş etmek ve ekip çalışmasının önemini yaşayarak görmek biz katılımcıların sadece kuş bilgisi açısından değil, her açıdan gelişip olgunlaşmamıza da yardımcı oldu. Gerek sağlanan eğitim ve araştırma olanağı için, gerekse de böyle bir deneyimin yaşanmasına fırsat verdiği için Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nin tüm ilgili birimlerine ve çalışmalarımıza kişisel ziyaretleri ile de destek veren rektörümüz Sayın Prof.Dr. Ferit Bernay'a, çalışmalarımızı destekleyen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Vakfı'na, yerel destekleri için Doğanca Belediyesi ve Balıkçılık Kooperatifi'ne, Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Samsun Başmühendisliği'ne, teknik ve bilimsel destek için Kuş Araştırmaları Derneği ve SEEN'e sonsuz teşekkürler...

* Bu yazı İbibik dergisinin 4. sayısında yayınlanmıştır