İstasyon adı: Manyas
Koordinatlar: Soltra, 40º 13' N 28º 04' E
  Kuşcenneti Milli Parkı, 40º 14' N 28º 02' E

Kurum: KAD/ MPG
Habitat: Sığ bir ötrofik tatlısu gölü olan Kuş (Manyas) Gölü’nü bataklık ve ağaçlıklarla kaplı küçük deltalar, sazlıklar ve maki bitki örtüsünden oluşan bir habitat mozaiği çevrelemektedir. Soltra alt istasyonu gölün kuzeyinde tarlalarla çevrili bir meşe baltalığında yer almaktadır. Milli park alt istasyonu ise Sığırcı Deresi’nin göle kavuştuğu bölgede yer almakta olup, subasar söğütlük ve sazlıklardan oluşmaktadır.
Kuruluş tarihi: Nisan 2002

İstasyon sorumlusu: Özgür Keşaplı Didrickson, Jno Didrickson
İletişim için: ozgur@kad.org.tr, ringing@kad.org.tr

Manyas istasyonu ile ilgili KAD'ın İbibik dergisinde çıkan yazıyı okumak için tıklaynız>>>

Manyas Kuşcenneti İstasyonu

Özgür Keşaplı Didrickson, Manyas istasyonu sorumlu halkacısı

Manyas Kuşcenneti Milli Parkı'nın güneydoğusundaki nohut tarlaları ve yabani gül çalılarıyla çevrili bir meşe koruluğunda, Soltra'da, 24 Nisan'da başlattığımız halkalama çalışması 18 Mayıs'ta sona erdiğinde 40 türden 1.050 kuş halkalamış ve 416 yön bulma deneyi yapmıştık. Ulusal halkalama programı çerçevesinde ilk kez halkalama yapılan bu nokta için böylesi bir başlangıç zaten yeterince heyecan vericiyken ağlarımıza takılan 2 yabancı halkalı kuş tüm yorgunlukları, kuş kakalarını, Ilgın Burnu'nun kimi zaman sersem edici rüzgarını ve bodur meşelerin gölgesizliğinde kavruluşumuzu unutturdu bize.

Aslında Soltra'da, meşelikte çalışma yapmak amacıyla gitmemiştik Manyas'a. Milli parka ulaştığımızda su seviyesinin çok yüksek olduğunu, platform kurmadan çalışmayı gerçekleştirebilmenin mümkün olmadığını anlayınca büyük bir hayal kırıklığı ile gözetleme kulesinden dürbünle çevreye göz atıp en azından başlangıç için uygun bir yer aramaya karar verdik. Prof. Busse meşeliği keşfedip, orada çalışma yapılabileceğini düşününce de kendimizi hemen oraya attık ve küçük bir inceleme yaptıktan sonra ertesi sabah ağlarımızı kurarak başlattık çalışmamızı.

İlk kontrolün ilk ışıklarla birlikte, son kontrolün de güneş battıktan bir süre sonra yapıldığı çalışmada ağlar 24 saat boyunca açıktı. Gdansk Üniversitesi öğretim üyesi ve derneğimizin de üyesi olduğu Güneydoğu Avrupa Kuş Göç Ağı (SEEN) başkanı Prof. Dr. Przemyslaw Busse, çalışmada bulunduğu sürede sadece halkalama, ölçümler ve kuşların cinsiyet ve yaşlarının belirlenmesi konularında değil ağların nerelere ve nasıl kurulması gerektiğinden ağ kontrollerinde izlenecek patikaların nasıl olması gerektiğine kadar kuş halkalama istasyonuyla ilgili daha birçok konuda uzun yıllara dayanan bilgi ve deneyimini bizimle paylaştı. Çalışma disipliniyle de bize örnek olan Prof. Busse'nin, 50 yılı aşkın bir süre boyunca yerkürenin birçok köşesinde bulunmuş ve yarım milyon kadar kuş halkalamış bir araştırmacı olarak Karabaşlı Kirazkuşu'nu Emberiza melanocephala ilk kez Türkiye'de halkalaması ise çalışmanın hoş sürprizlerinden biri oldu.

Çalışmanın başından sonuna değin çok sayıda yakaladığımız Karabaşlı Ötleğen'lerin de Sylvia atricapilla içinde bulunduğu Sylvia cinsi 6 türüyle ( S. curruca, S. communis, S. nisoria, S. borin, S. hortensis ) Soltra üzerinden, meşeler arasında konaklayarak göçlerine devam eden ötücüler içinde baskın grup olarak öne çıktı. Benekli Bülbül Luscinia luscinia , Karabaşlı Kirazkuşu Emberiza melanocephala , Kızılsırtlı Örümcekkuşu Lanius collurio ve Kara Sinekkapan Ficedula hypoleuca Sylvia' lar dışında en çok halkaladığımız türlerden olurken Kocabaş Coccothraustes coccothraustes , Ağaç Kamışçını Locustella fluviatilis , Küçük Sinekkapan Ficedula parva ve Sarı Asma Oriolus oriolus gibi daha birçok türle karşılaştık. Bir sabah ilk kontrolde ağlarda bulduğumuz İshakkuşu Otus scops , ancak rüzgarlı bir günde alçaktan uçtukları için yakalayabildiğimiz, oysa neredeyse hergün tepemizde öterek göç eden, Arıkuşları Merops apiester , Bıldırcın Coturnix coturnix ve Çobanaldatan Caprimulgus europaeus gibi ötücü olmayan kuşlar ise güzel sürprizlerdi.

Arazide bize eşlik eden diğer kuş dostlarımızın başındaysa pelikanlar geliyordu. Kimi zaman küçük kimi zaman da görkemli büyük sürüler halinde uçan Ak Pelikan'ların Pelecanus onocrotalus özellikle alçaktan uçtuklarında üzerimize düşen gölgeleri ve kanat sesleriyle merhabalarını duymamak imkansızdı. Diğer dostlarımız ise ağ kontrollerinde bize eşlik eden yılanlar, kaplumbağalar ve akşam olunca kolonlar halinde tepemizde uçuşan sineklerdi.

Yakaladığımız yabancı halkalı kuşlardan ilki bir Çalı Kamışçını Acrocephalus palustris idi ve İsveç halkası taşıyordu. Yazışmalar sonrası Kenya'da halkalanmış olduğunu öğrendiğimiz bu Çalı Kamışçını böylelikle hem göç yolculuğunun bir bölümüne dair bizi bilgilendirmiş hem de ulusal halkalama programının diğer istasyonlarca tanınması yolunda güzel bir başlangıç yapmamızı sağlamış oldu. Sürekli tepemizde uçan ve özellikle akşamüzerleri tarlalara inen kırlangıç sürülerinin içindeki Kum Kırlangıçlarından Riparia riparia biri de yabancı halka taşıyan 2. kuştu ve Yugoslavya'da halkalanmıştı. Henüz ilk halkalama dönemindeyken karşılaştığımız bu iki önemli kuşun yanı sıra halkalandıktan birkaç gün sonra yağ derecesi artmış olarak tekrar yakaladığımız kuşlar hem doğa tanıklığının çarpıcı örnekleri hem de her sene gerçekleştirmeyi umduğumuz halkalama çalışmalarının yıllar içinde sağlayacağı önemli bilgilerin müjdecisiydiler.

İngiltere'den bir grup halkacının gelmesiyle birlikte ikinci bir halkalama çalışması milli park içinde başladı. Parktaki su seviyesi Nisan ayına göre düşmüşse de platformsuz çalışmak birçok nokta için hala çok zordu. Göğüs çizmeleri yardımıyla süren bu çalışmada kullanılan ağların sayısı Soltra'dakinden çok daha azdı ve ağlar gün boyu açık değildi. 10 Mayıs'tan 21 Mayıs'a kadar süren bu çalışmada 38 türden 715 kuş halkalandı. Saz Bülbülü'nün Acrocephalus scirpaceus %50 lik bir oranla baskın olduğu tür listesinde çok sayıda halkalanan diğer türler ise sırasıyla Karabaşlı Ötleğen, Kızılsırtlı Örümcekkuşu ve Büyük Saz Bülbülü Acrocephalus arundinaceus oldu. Ayrıca Soltra'dan farklı olarak Çulhakuşu Remiz pendulinus , Büyük Baştankara Parus major , Guguk Cuculus canorus ve Alaca Ağaçkakan Dendrocopus syriacus gibi türler de halkalandı. Bu çalışmada Polonya adresli bir Saz Bülbülü'nün yakalanması gerçekten çok sevindiriciydi. Bu kuşun da Prof. Busse'nin danışmanlığında halkalama çalışmalarına başlamış olan Mısır'daki Wadi el Rayan istasyonunda, Eylül 2001'de halkalanmış olduğunu öğrenmek sevincimizi daha da arttırdı.

Milli parktaki halkalamada ayrıca daha geniş göz açıklıkları olan ağlar da kullanıldı ve böylece küçük bir bülbülden çok farklı olarak Gece Balıkçılı Nycticorax nycticorax , Alaca Balıkçıl Ardeola ralloides , Küçük Balaban Ixobrychus minutus gibi milli parkın diğer güzel sakinleri de halkalanmış oldu.

………………………….Sonbahar halkalama çalışması için Kuşcenneti Milli Parkı'na doğru ilerlerken kimisi günebakan sarısına kimisi de pamuk kozalarının gizli beyazına bürünmüş birçok tarla geçiyoruz. Her yer sıcak ve kuru. Milli parkta ise sular iyice çekilmiş ama halkalama çalışması tür çeşitliliğinin daha yüksek olduğu meşelikte yapılacak yine. Çubuklar, ağlar, bahçe makası ve diğer tüm malzemeyle birlikte Soltra'ya doğru traktörle ilerlerken elektrik tellerinin üzerinde göç molası vermiş çok sayıdaki Gökkuzgun Coracias garrulus selamlıyor bizi .......................................................

Sonbahar çalışması 16 Ağustos'ta başladığında çok sayıda kuş halkalayacağımızdan, ilkbahardaki türlere yenilerinin de ekleneceğinden ve hatta Michal'in (Chiach) çok istediği gibi Akgözlü Ötleğen Sylvia hortensis halkalayacağından neredeyse emindik. Ne yazık ki Soltra'da halkalanan kuş sayısı ilk günden ağları milli parka taşıma kararının alındığı bir ay sonrasına kadar hep çok düşük kaldı. İlk günlerde toplam sayıya oranla oldukça çok sayıda halkaladığımız Ak Mukallit Hippolais pallida ve Soltra bitki örtüsünün doğal baskın türlerinden Kızılsırtlı Örümcekkuşu dışında halkalanan türler arasında Benekli Bülbül'den Orman Söğüt Bülbülü'ne Phylloscopus sibilatrix , Boz Ötleğen'den Sylvia borin Küçük Akgerdanlı Ötleğene Sylvia curruca kadar birçok tür vardı ve hatta ilkbahar listesine Kızılbaşlı Örümcekkuşu Lanius senator , Kuyrukkakan Oenanthe oenanthe ve Sarı Kuyruksallayan Motacilla flava gibi yeni türler de eklenmişti. Halkalanan toplam kuş sayısının az olmasına rağmen aslında iyi bir tür çeşitliliğinin görüldüğü çalışma yine de verimsizdi ve yağmurlu günlerde milli park içinde kurulan çok az sayıda ağla bile daha çok sayıda kuş yakalanması bunu iyice kanıtlamış oldu. Böylece, nedenini tam olarak anlamak için daha detaylı incelemeler gerekse de, meşeliğin sonbahar göçü sırasında kuşlar için konaklama alanı olarak pek de çekici olmadığını anlamış olduk ve meşelikten parka taşındık.

Parkın sık bitki örtüsü ve sazlıklar bir ağ çemberi ve kontrol patikası oluşturmak için hummalı bir çalışma gerektiriyordu. Özellikle Jno'nun alacakaranlığa dek dinlenmeden çalışmaları sayesinde kısa sürede ağların tamamı kuruldu. Bir bölümü sazlık olan birinci ağ çemberinin oluşmasından kısa bir süre sonra da daha çok ağaçlık alanı kapsayan ikinci bir ağ çemberi daha oluşturduk. Deney içinse tek uygun yer halkalama kulubemizin arkasındaki günebakan tarlasındaki bir açıklıktı. Böylelikte Soltra'daki günlerimizde her bir sayfasında birden fazla tarih bulunan kayıt defterlerimiz parkta çalışmaya başladıktan sonra kimi zaman günde yüzü aşan kayıtlarla dolmaya başladı. Kındıra Kamışçını Acrocephalus schoenobaenus , Benekli Sinekkapan Muscicapa striata , Söğüt Bülbülü Phylloscopus trochilus , Benekli Bülbül, Karabaşlı Ötleğen ve Saz Bülbülü çokça yakalanırken Locustella luscinoides , Sarı Mukallit Hippolais icterina , Maskeli Ötleğen Sylvia melanocephala , Maskeli Örümcekkuşu L anius nubicus , Dağ Bülbülü Prunella modularis gibi diğer türler de az sayıda da olsa ağlarımıza takıldı. Kuzey Kamışçını Acroceplaus dumetorum kaydı ise türün Türkiye için ikinci kaydı olması açısından büyük önem taşıyordu.

Ötücüler dışında ise Boyunçeviren Jynx torquilla , Guguk, Küçük Ağaçkakan Dendrocopos minor , Uzunkulaklı Orman Baykuşu Asio otus , Gece Balıkçılı, Halkalı Cılıbıt Charadrius hiaticula , Çamurcun Anas crecca ve Kaşıkgaga Anas clypeata gibi türler halkalandı. Yalıçapkını Alcedo atthis yakalayabilmek için suya kurulan tek ötücü ağında ise onun üzerinde Yalıçapkını yakalamayı başardık.

İlk başlarda özellikle Kızılkuyruk Phoenicurus phoenicurus ve İspinoz'lara Fringilla coelebs rastladığımız ağaçlık alandaki ağlar sonraları çok az sayıda kuş yakalamaya başlayınca ve ekibimiz de küçülünce bu parkuru söğüt kısmı dışında iptal ettik. Sonbahar halkalamasının tek yabancı halkalı kuşu ise bir Karabaşlı Ötleğen'di. İlk göçünü gerçekleştiren bu bireyin Macaristan'da 25 gün önce halkalanmış olduğunu öğrendik.

Tür dağılımı Ekim'e doğru iyice değişti ve ağlarda artık Öter Ardıç Turdus philomelos , Karatavuk Turdus merula ve Kızılgerdan Erithacus rubecula gibi kış türlerine rastlamaya başladık. Özellikle Kızılgerdan sayıca iyice arttığında çalışma da bitmek üzereydi. Son kontrolde bir Çıtkuşu Troglodytes troglodytes yakaladığımız sonbahar çalışması böylece 61 türden 2.334 kuş, 532 deney ve 1 yabancı halkalı kuşla sona ermiş oldu.

Tarlalara çalışmak için gelen köylülerle çobanlar dışında kimseyi görmediğimiz meşelik çalışmasından çok farklı olarak parkta bir çok yerli ve yabancı ziyaretçiyle etkileşim halindeydik. Kuş gözlemek için gerekli bütün malzemeyle birlikte sabahın ilk saatlerinde kapıda belirenlerden Bandırma-İstanbul vapuru öncesi zaman geçirmek için öyle bir uğrayanlara kadar kocaman bir ziyaretçi yelpazesi içinde halkalama çalışmamız hakkında bilgi verdiğimiz bir çok kişi oldu. Küçük gruplar halinde gelen bazı ilgili ziyaretçiler halkalama masamıza konuk oldular ve böylelikle belki de isimlerini bile duymadıkları bazı kuşları yakından görmüş oldular. Ölçümleri tamamlanmış bazı kuşları uçurulmak üzere avuçlarına yerleştirdiğimiz çocukların heyecanı görülmeye değerdi. Kısacası, Manyas Kuşcenneti milli parkı gibi sıkça ziyaret edilen bir yerde yapılan halkalama çalışmalarının salt elde edilen ve edilecek olan bilimsel veriler açısından değil doğa korumaya yönelik kamuoyu bilinci oluşturması bakımından da büyük bir önem taşıdığını söyleyebiliriz.

Son olarak, başta Prof. Przemyslaw Busse olmak üzere Polonyalı dostlarımız Michal Chiach, Michal Goc, ve Ludwik Maksalon'a, İngiliz dostlarımız Dave Budworth, Berry Trevis, Barry Williams, Adrian Blackburn, John McEachen, Jerry Lewis, Jeremy Richards, Ron Cleverly, Anthony Galsworthy ve Anthony Roberts'a, Balıkesir Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Başmühendisi Necdet Aslan'a, milli park şefi Ferah Çakır'a, çalışma boyunca her konuda yardımımıza koşan tüm milli park personeline, Perihan Keşaplı'ya ve Melahat Özden'e bize verdikleri destek için teşekkür ederiz.

* Bu yazı İbibik dergisinin 3. sayısında yayınlanmıştır.